Başucumdaki Dostlar

Yağmurun sesi tüm sokağı sağır edecek kadar gürültülüydü. Sokak ta bu gürültüye karşı koyamayacak kadar sessiz ve bir yetim gibi kimsesizdi. Ne oyun oynayan çocuklar vardı dışarıda ne de ekmeğinin derdine düşmüş bağırıp çağıran esnaflar. Hepsi kendi köşesine çekilmiş ve meydanı bu hoyrat yağmura bırakmışlardı. Rüzgar ise yağmurun yanı başında esaslı bir dost gibi beliriyordu ara sıra. Kâh sararmış yaprakları dalından söküyor kah gizemli ve korkunç sesler çıkarıyor, kendi varlığını hatırlatıyordu adeta. Sanki yan yana dizilmiş soluk renkli binalar, birbirinden bir haber komşular, oyunlara küsmüş çocuklar, dükkanlarından çıkmayan esnaflar , yaprak döken ağaçlar , tüm bunlara dilsiz kalan sokak, rengini yitirmiş gökyüzü hüzünlü ve biçare görünmek için birbiriyle anlaşmış gibiydi.

kurk_mantolu_madonna_kitap_manset

Bense bu gri, soğuk havada odamda tek başıma pencerenin kenarında oturuyor ve gülümsüyordum. Oysa kederlenmem için her şey o kadar iyi hazırlanmış, özenle dizilmişti ki. Ama yok işte , tüm bunları umursamazcasına mutluydum. Çünkü az önce, içim tam daralırken elimi kitaplığıma uzatmış ve orada çok sevdiğim iki dostuma rastlamıştım. Evet, iki dostuma, kitaplıkta rastlamıştım.

Biri şehrin tüm kalabalığına, acımasızca savrulan değer yargıları ve insanların yersiz çekişmelerine, öfkesine rağmen elinde şiir kitapları, hayatla her zaman sarmaş dolaş olan , geceleri yıldızları sayan ve başak tarlalarını andıran saçlarıyla Küçük Prense benzeyen dostumdu. Diğeri ise, yüzünü Sabahattin Ali’nin kelimelerle çizdiği, kendi kendine sığınak olmuş , beni her defasında yalnızlığa imrendiren, hiç görmediğim Maria Puder’i , Kürk Mantolu Madonna’yı hatırlatan bir diğer dostumdu.

İkisini de raftan alıp masamın üzerine koydum. Üç arkadaş, yan yana geldik bir anda. Önce ‘Gerçeğin mayası gözle görülmez.’ diye fısıldayan Küçük Prens’in ,sonra inanmanın zerresini taşımayan,içindeki kocaman boşluklarıyla Kürk Mantolu Madonna’nın , gözyaşlarını silercesine çevirdim sayfalarını. Sonra üçümüz de sustuk. Gülümsüyorduk içten, güneş gibi sıcacık ve gerçek hayattan uzak, telaşsızdık.

 

İşte buydu mutluluğumun sebebi. Gerçekten bu dünyadan olup olmadıklarına inanmakta çoğu zaman zorluk çektiğim, varoldukları için de işte böyle sevindiğim insanlar vardı hayatımda. Raftaki kitaplarıma benzeyen, onlar kadar yakın dostlarım, iyi ki vardı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

three + seventeen =