EN SEVDİĞİM FEMİNİST KİTAPLAR

Son dönemlerde okuduğum kitaplarda ya konular kadın ağırlıklıydı ya da kadın ruhu çok güzel anlatılmıştı. İçlerinden bazıları feminist edebiyatın yapı taşlarından olan bu kitaplardan bazılarını sizler için derledim.

Benim için ilk sırada Kendine Ait Bir Oda kitabı ile Virginia yer alıyor.

Virginia Woolf’ un kadının toplumdaki ve edebiyattaki yerini birçok açıdan ele aldığı Kendine Ait Bir Oda, yazarın dünya görüşünü de ilk ağızdan yansıtıyor.

Shakespeare’in hayali kız kardeşi Judith Shakespeare üzerinden anlatıldığı “yazarlık yapmak isteyen kadının karşılaşacağı sıkıntılar” bölümü ve “oda” imgesi, feminist lüteratürde âdeta bir simge haline gelmiştir. Kendine Ait Bir Oda, Woolf’un kaleme aldığı en ilham verici metinlerden biridir.__”

 

Margaret Atwood – Damızlık Kızın Öyküsü

“Biz iki bacaklı rahimleriz, hepsi bu.”

Margaret Atwood’un başyapıt niteliğindeki feminist distopyası Damızlık Kızın Öyküsü, bütün distopyalar gibi geleceğe dair bir paranoyayı değil, içinde yaşadığımız gerçeğin ta kendisini dile getiriyor. Erkek egemen muhafazakâr bir rejimin üremeyle sınırlandırdığı, mahrem örtülerin ardına gizlediği kadın bedenleriyle bize aşina gelen bir gerçeğin.”

Clarissa P. Estes – Kurtlarla Koşan Kadınlar

 

Ve şuanda okumakta olduğum Kurtlarla Koşan Kadınlar’ı listeye eklemezsem olmazdı.

Yazar, Kurtlarla Koşan Kadınlar’da gerçekten farklı bir önermede bulunuyor; kadınlar için yalın, uygulanabilir ve doğal çözümler öneriyor. 19. yüzyılla birlikte insanlığın doğadan kopuşu ve duygulara yer vermeyen kapitalist bir endüstri çarkının içinde kayboluşundan yola çıkarak, kadınların yapması gereken ilk şeyin içlerindeki doğal sesi keşfetmek olduğunu söylüyor ve kadınların içlerinde yatan sınırsız güç ve yaratıcılığın, kurtların doğal yabanıllığında yattığı savını ileri sürüyor.’

Ve yakın zamanda okuduğum Persepolis…

Bu kitap da Marjane Satrapi’nin resimlediği ve İran’da Şah rejiminin devriliği dönemde küçük bir kız çocuğunun başından geçenleri, çok nahif ve bir o kadar da etkili bir şekilde ele alıyor. Anlattığı çizgi romanı. (Persepolis: The Story of an İranian Childhood ). Çizgi romanın ikinci bölümü de ( The Stroy of a Return) piyasaya çıkmıştır. bu bölümde buluğ çağında İran’lı kızımızın Avusturya’yı nasıl algıladığını ve nasıl etkilendiğini öğreniyoruz.

Sizin de feminist kitap önerileriniz varsa yorum olarak bırakabilirsiniz. 

Keyifli haftalar 🙂

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

eighteen + two =