KOŞAR GİBİ YAŞAMAYI KİM İCAT ETTİ? : MOMO

Merhaba,

Hepimiz telaşlıyız, hepimizin zamanı kısıtlı ve hep bir yere yetişmek zorundayız. Plansız yolculuklardan, çat kapı misafirlerden ve uzun telefon konuşmalarından hoşlanmıyoruz. Esas önemli olan işlerimizi (!) halletmeden ne bir kitap okumaya ne bir film izlemeye ne bir yürüyüş yapmaya ne de birilerini dinlemeye vaktimiz yok.

Bu koşar gibi yaşamayı kim icat etti?

İşte Momo’nun da 21. yüzyıl insanının da anlamadığı ve isyan ettiği şey buydu! Ama tabi biz Momo kadar cesur değiliz. Hiçbirimiz daha geniş zamanlar için savaşmıyoruz. Ona bile vaktimiz yok çünkü!

Biraz isyankar bir giriş oldu, biliyorum ama dili, konusu, akıcılığı ve naifliği açısından beni bu kadar derinden etkileyen bir kitap sanırım daha önce okumadım. Alman çocuk yazarı Michael Ende’nin Momo’sunu dün bitirdim. Uzunca bir süre ve hala da çok satanlar listesinde olmasına artık şaşırmıyorum. Çünkü gerçekten ne sevilse ne kadar övülse az. İnanır mısınız, içimde hala “keşke bitmeseydi” burukluğu var. Peki, “Okuyanını bu kadar sarsacak ne anlatıyor bu kitap?” diyeceksiniz haliyle.

Bir kere, kitap tam bir modern yaşam eleştirisi.

Konusu ise spoiler vermeden kısaca şöyle; büyük bir kentin tiyatro harabelerine Momo adında küçük bir kız gelir. Kısa zamanda hem çevredeki yetişkinlerin hem de çocukların sevgisini kazanır. Çevre halkı, bu küçük kıza harabelerin orada derme çatma da olsa bir ev yapar. Ve Momo burada yaşamaya başlar. Momo’nun en belirgin ve en sevilen özelliği muhteşem bir dinleyici olmasıdır. Öyle ki, kim kiminle tartışsa ya da kimin çözemediği bir problem olsa hemen Momo’ya gelir ve ona anlatırken problemlerini çözmüş biri olarak ayrılırlar onun yanından. Momo’nun bir de bol zamanı ve bu bol zamanı doyasıya harcadığı Gigi ve Beppo adında dostları vardır. Ve onlarla geçen her günü çok ama çok güzeldir.

Ta ki, ortaya bir anda hayaletimsi bir grup olan “duman adamlar” çıkana kadar… İnce hesaplı planlar yaparak insanlığın zamanını çalan ve ancak bu şekilde var olan duman adamlar Momo’nun çevresindeki herkesin zamanını çalmaya başlar. Ne kadar üzülse de bu adamların planlarını bozabilecek tek kişi de yine Momo’dur.

Peki ama nasıl?

Cevabını bu kitabı mutlaka okuyun diye vermeyeceğim. Çünkü, bu kitabı herkesin okumasını ve içindeki her bir cümlenin içinizde bir yerlere dokunmasını gerçekten çok istiyorum!

Umarım siz de severek, düşünerek okur ve sonrasında çevremizle olan ilişkilerimizde aslında ne kadar yüzeysel ve bencil davrandığımızı sorgularsınız. Çünkü ben hala sorguluyorum.

Ve son olarak, kitabın belki de en vurucu cümlesini buraya bırakıp, şimdiden keyifli okumalar diliyorum!

” Zaman, yaşamın kendisidir. Ve yaşamın yeri yürektir.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

16 − 2 =