HAYVANLARDAN TANRILARA: SAPIENS

Selamm!

Uzun zaman önce okuduğum ama bir türlü yazmaya fırsat bulamadığım, bir kitapla buradayım!

Kitabımız Yuval Harari’nin 2011’de yayımladığı, 2014’te İngilizce’ye 2015’te Türkçe’ye çevrilen eseri, “Hayvanlardan Tanrılara Sapiens”! Bu kitap sadece çıktığı dönemde değil, hala bir çok sitede çok satanlar listesinde yer alarak etkisini sürdürmekte. Çünkü, şu zamana kadar insanlık tarihine bu denli ışık tutan öğretici başka bir kitap okumadım açıkçası. Tabi bunda, yazarın kendine has, kolay okunan ve kolay anlaşılan bir anlatım dilinin olmasının çok büyük payı var. Sunduğu içeriklerin besleyici ve ufuk açıcı olması, kitabı akıcı bir hale getiriyor ve okuyucuyu araştırmaya yönlendiriyor.

Peki bu kitap genel olarak ne anlatıyor?

Okumayanlar için çok fazla detaya inmeden kısaca bahsetmek istiyorum.

Evrimden Tarıma…

Yazarımız, bilişsel devrim, tarım devrimi, insanoğlunun birleşmesi ve bilişsel devrim olmak üzere dört bölümden oluşan bu kitabında, modern insanın yani bizlerin, Homo Sapiens’lerin Kuzey Afrika’dan çıkıp, Homo Erectus, Neandertal gibi bütün diğer insan türlerini egale ederek dünyayı ele geçirmesini anlatıyor.

Genel olarak, evrim teorisinden tarım devrimine, yazının keşfinden bilişsel devrime, para ve ekonominin insanlık tarihine eklenişinden dinlere ve ideolojilere, bilimle devletler arasındaki ilişkiden sanayiye kadar tüm merak edilen gelişmeleri/ olayları daha önce duyduklarımıza hiç benzemeyen örneklerle açıklıyor.

Kitabın içinde geçen, çok sevdiğim bazı alıntıları da buraya bırakıyorum:

İnsanlar, ormanları kesti, bataklıkları kuruttu, barajlar inșa etti, ovaları suladı, binlerce kilometre demiryolu döședi ve gökdelenlerle dolu metropoller kurdu. Dünya Homo sapiens’in isteklerine uygun hale getirildikçe habitatlar ve türler yok oldu. Bir zamanlar yeșil ve mavi olan gezegenimiz, plastik ve betondan bir AVM’ye dönüștü.

Mutluluğun sırrı kendinizle ilgili gerçeği bilmektir, gerçekten kim veya ne olduğunuzu anlamaktır.

Mutluluk aslında bir insanın hayatını anlamlı ve değerli görüp görmediğiyle ilgilidir.

Tarih ilerledikçe insanların iyilik ve mutluluğunun geliştiğine dair hiçbir kanıt yoktur.

Hem iyimserleri hem de kötümserleri memnun etmek adına, cennetle cehennem arasında gergin bir vaziyette gidip geldiğimizi söyleyebiliriz. Tarih henüz nereye doğru gideceğimize karar vermedi ve bir dizi tesadüf bizi bu iki yönden birine sürükleyebilir.

Tarihin altın kurallarından biri, geriye dönüp bakınca bariz olarak görünen şeyin olay esnasında son derece belirsiz olmasıdır.

İnsanlığın tarihini ve gelecekteki olası şeyleri sade ve akıcı bir dille anlatan bu kitaptan, alınacak gerçekten çok bilgi var!

Şimdiden herkese keyifli okumalar!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

seven − six =