TESLİM OLMAK YA DA SAVRULMAK

Merhaba,

Biliyor musun, hayata teslim olmanın, “savrulmak”la aynı anlama gelmediğini anladığım ve kendimle vakit geçirmenin de damağımda hoş bir tat bırakabildiğini hissettiğim gün… İşte tam o gün fark ettim; “Ben hayatın ıhlamur evresine yaklaşalı epey olmuş!”

Bazen bazı şehirler, o şehirlerdeki bazı evler ve o evlerdeki bazı yaşanmışlıklar, boyu aşan kitaplar hızlı büyütüyor insanı. “Şükür ki ” mi demeliyim yoksa “maalesef ” mi, bilmiyorum ama ben o tayfadandım. Emeklemeden koşması ya da konuşmadan tartışması beklenen…

Kavgası, gürültüsü, hikayesi, pisliği, güzelliği, masumiyeti, günahı bir arada barındıran yani genel bir kelimeyle tanımlanması çok zor olan bir şehirde yetişip de, bir kırlangıç kuşu gibi her şeyden habersiz uçabilmek mümkün değildi zaten, benim için. Ki bu çoğumuz için geçerli. Ummadığımız duyguları hissetmek, görmek istemediğimiz birine rastlamak ya da konduramadığımız şeylerin baş rolünü oynamak… Sanırım hayat, tüm bu saydıklarımın ve buna benzer daha nice duygunun, aylar hatta yıllar sonra bir anda bir anıt gibi karşımıza dikilmesi‬ ve o an hissettirdiği şeylerin, ruhumuzu biçimlendirmesi… Doğar doğmaz hepimizin hayatı birbirine bağlanıyor ve birbirimize maruz kalıyoruz, şekilleniyoruz. Yani yaşarken takınılan tavrın altında yatan sebep bu aslında.

Ve işte, yazının en başında, hayatın ıhlamur evresine geldiğimi söylememin sebebi de bu. Hani rahmetli Kazım Koyuncu bir şarkısında şöyle söyler;

” Ama bitmez yolculuklar/ Belki biraz canın yanar/ Düştüğün yerde doğrulup/ Başlar yine ilk adımla “

Yani o yolculuk sahiden de bitmeyecek. Ölüme kadar, o vücut yaşanmışlıklarla dolup eskiyene kadar devam edecek.

Yaşanmışlıklardan…

Bunu iyi biliyorum, dedim ya “yaşanmışlıklar”dan dolayı. Bu yüzden her birkaç kilometrede daha emin, belli konularda daha tecrübeli olarak yürüyorum.

Ve uzun bir zamandır daha sakin günler yaşıyorum. Kof heyecanlarla ruhumun kartal gibi yükselip, beceremeyince de çok şiştiği için patlayıp yere çakılan bir balona dönmesine müsaade etmiyorum. Hayatı sindire sindire yaşamaya çalışıyorum. Dayatmalara kulak asmadan, saatleri çoğu kez umursamadan, bazılarını affederek, çoğunu unutarak, hatırlamam gerekenleri ise durmadan hatırlatarak…  Yani içimden geldiği gibi. Çoğu kez fütursuzca. Kendimi hayata teslim etmenin huzurunu yaşıyorum. Su aksın ve yolunu dilediği gibi bulsun !

Huzurla kal…

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

7 − seven =